11 Eylül 2010 Cumartesi

Herkes değişmek zorunda mı, hiç beklemediğin insanlar bile? Peki insan kendine bile tam olarak güvenemezken başkasına tamamen teslim olmak niye? Nasıl?
Bu yazdıklarım değer verdiğim insanların hayatlarından.. Ama işte tecrübeler kişiye ve zamana göre biraz değişse de bazı oyunların kuralları var; anlıyorum. Ben de unuttuğum kuralları yeniden hatırlayıp oyuna geri dönüyorum.
Tabi keşke kendimiz olabilsek her ortamda, her an; şu ucuz oyunlar çocukluğumuza hapsolsa... Konuyla alakasız ama bir sandalyede düz oturamam ben. Keşke her ortamda bağdaş kurabilsem ve kimse bana "şehre yeni inmişim" gibi bakmasa. Yani oturuş tarzı belki bir maske değil ama insanlara karşı olan tutumlarımızda maske keşke zorunlu olmasa.
Örneğin derler ya doğallık önemli fln. İşte öyle değil. Özellikle kız-erkek ilişkilerinin başında, aile ilişkilerinde, akrabalara karşı ve toplu alanlarda..
not: yazıya örneklerle devam ettim anya konya durumu oldu sildim.

2 Eylül 2010 Perşembe

tomorrow is promised to no song

Artık müzik bağımlısıyım. Playlistime her gün yeni şarkılar eklemeye çalışma gibi bir manyaklığa teslim oldum.

ev kafası

Feci bir nezleye yakalanmış bulunmaktayım tam eczaneye gidicektim farkettim ki bizim ecza dolabı bildiğin minik eczane. Neyse yoldan tasarruf oldu, bir hoşuma gitti tabi, kurulmuşum salona kalkmak vakit alırdı yani. Salonu loca gibi kullanyorum zaten. Babam susuyo, sesini çıkarmıyor ama patlamaya hazır volkan gibi maşallah. He bu arada abur cuburun dibine vurdum çünkü kahveyi bıraktım.. Bu aralar Toblerone en yakın arkadaşım. Çikolata krizim azdı zaten kızların anlayacağı sebeplerden. İşte double hastalıktan evdeyim, gelen eve geliyor:)

Not:
ya fark ettim de kahveyi bırakıp çikolataya abanmak nasıl bi kafadır ya..
hadi kaçtım how i met beni bekler..

saçmalık.

bazen çok ağır saçmalıyorum. Sonradan farketmek daha bir ağır oluyor.